| Tarihçe (Güncellendi) |
|
|
|
| Yazar Yönetici (Adem SÜKÜT) | |
| Çarşamba, 15 Mart 2006 | |
![]() .
.
TARİHÇE:
.
.
TANIM
.
GÖÇMEN KİMDİR?
Göçmen: “Muhacir” yerine kullanılan kelime. Bir ülkeden başka bir ülkeye göç etmiş kimse. (1)
.
MUHACİR KİMDİR?
Muhacir: 1. Hicret eden, yerleşmek üzere başka bir yere giden, göçen. 2. Hz. Muhammed’le beraber veya O’nun ardından Mekke’den Medine’ye göç eden sahabe. 3. Osmanlı Devleti’nin toprak kaybı üzerine Türkiye’ye gelen Müslümanlar böyle anılır, göçmen. 4. Allah’ın yasaklarından uzak duran. (2)
Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmesi sonucu; kaybedilen Selanik’ten gelerek, Kayseri ili, Özvatan (Çukur) ilçesi, Taşlık köyüne yerleşen halk, “muhacir” olarak anılmaktadır.
.
.
BİRİNCİ BÖLÜM
.
OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA FETHEDİLEN YERLER
VE GAYRİMÜSLİM TEB’ANIN YÖNETİMİ
Osmanlı İmparatorluğu, fethi hareketi ile nice ülkeleri ve bölgeleri topraklarına katmıştır.
“Tarihçiler, Osmanlı Devleti’ni kısa bir zaman içinde Anadolu ve Balkanlar’da genişlemesinin sebepleri arasında askeri gücün yanında, bir de manevi ve sosyal yönleri üzerinde durmaktadırlar. Çünkü sadece askeri gücün, dinleri tamamen farklı insanların yaşadığı bir bölgede özellikle Balkanlar’da, hızlı bir yayılma için kâfi gelmeyeceği aşikârdır. Osmanlılar, Anadolu ve Rumeli’de, gayrimüslimlerin dinlerine ve sosyal hayatlarına müdahale etmeden eski gelenekleri üzerinde yaşamalarına imkân tanımışlardır. Bilindiği gibi Bizans İmparatorluğu’nun takip ettiği idari, mali ve dini siyaset, Hıristiyan unsurlar arasında huzursuzluğun temel kaynağını teşkil etmişti.
Türklerin, fethedilen yerlerin halkına karşı adaletli, şefkatli ve taassuptan uzak siyaset, diğer bölgelerdeki gayrimüslimlerin Osmanlı ordularına karşı mukavemetini azaltan en önemli faktördür. Ayrıca, Ortodoks olan Balkan halkının, Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdit edilmesine karşılık, Türklerin, gayrimüslim cemaatlerin dini ve vicdani hislerine saygı göstermesi, bu insanların Osmanlı idaresini bir kurtarıcı olarak karşılamasına sebep olmuştur.
Bizans’a tabi halk, artık kendilerini müdafaa etmeyerek sadece ağır vergiler almakla iktifa eden bu İmparatorluğa tabi olmaktansa, hafif vergi mukabilinde mal ve can emniyetini temin eden Türk beyliklerinin idaresine girmeyi tercih ediyorlardı.” (3)
Osmanlı İmparatorluğu, yeni feth ettiği yerlerde düzen kurmak, asayişi sağlamak, İslâm’ı ve Osmanlı kültürünü yaymak üzere Anadolu’dan Türk göçleri yapmıştır. Çünkü gayrimüslim teb’anın yönetimi; ancak, Anadolu’dan gidecek ilim sahibi, bilgili, kültürlü, Osmanlı yönetim biçimini iyi bilen insanlarla olabilirdi.
Osmanlı İmparatorluğu, ilim sahibi, otorite sağlayabilecek aileleri ve kabileleri seçerek, feth ettiği yerlere göndermiş ve oralarda yeni bir düzen kurmuştur.
İşte bu yerlerden biri de Rumeli’dir.
Türk Milleti köklü bir tarihi mirasa sahiptir. Osmanlı İmparatorluğu, Bilecik’in Söğüt kasabasından doğarak kurulmuş ve üç kıtaya yayılmıştır.
.
SELANİK’İN FETHİ VE TÜRK GÖÇLERİ
Selanik ve çevresi 1. Murat devrinde Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Ancak onun şehit düşmesinden sonra bu bölgenin tekrar Bizans hâkimiyetine geçtiği anlaşılmaktadır. Yıldırım Bayezid, Anadolu işlerini yoluna koyduktan sonra Rumeli’deki fetih hareketlerini hızlandırdı. Bu arada kuzey Makedonya, Karadağ, Arnavutluk ve Epir’da Türk fetihleri birbirini takip ediyordu. Murat Hüdâvendigâr tarafından zaptedilen, ancak bir ara Sırpların eline geçen Üsküp, kesin bir şekilde Osmanlı sınırları içine alındı (1392). Bu harekât sırasında Venedikliler ve bazı Arnavut prensliklerinin idaresindeki birkaç şehir müstesna bütün Arnavutluk ve Karadağ Osmanlı hâkimiyetine girdi. Hatta Epir de alınarak, Adriyatik ve Yunan denizi sahillerinde söz sahibi olundu. İşte bu sıralarda, daha önce Osmanlı hâkimiyeti altına girmiş, ancak Kosova Savaşı’ndan sonra yeniden Bizans idaresini kabul etmiş olan Selanik şehri de ele geçirildi (21 Nisan 1394). Böylece Osmanlı kuşatması altında bulunan Bizans’ın Avrupa’dan istemiş olduğu yardım kuvvetlerinin Selanik limanı üzerinden İstanbul’a gelmeleri önlenmiş oldu. (4)
Selanik, Bâyezid’in, Timur’a yenilerek esir alındığı Ankara Savaşı’ndan sonra tekrar Bizanslıların eline geçecek, burasının kesin fethi ise II. Murat devrinde gerçekleşecektir. (5)
Sultan Murat, Anadolu Beylerbeyi Hamza Bey emrindeki Anadolu kuvvetlerini öncü olarak gönderdi. Selanik önlerine gelen Hamza Bey, bir yandan kuşatma hazırlıkları yapmaya başlarken bir yandan da Venedik Valisine haber göndererek şehrin teslim edilmesini istedi. Valinin red cevabı vermesi üzerine Osmanlı topçuları şehri topla dövmeye başladılar. Selanik Valisi, Venediklilerden donanma ve yardım istediyse de bu mümkün olmadı. Bu sırada Sultan Murat da kuşatma karargâhına geldi. Sultan, Evrenosoğlu Ali Bey’in tavsiyesiyle ordusuna “şehrin içindeki her şeyin askerlere ait olacağını” ilân etti. Bunun üzerine Osmanlı ordusu genel hücuma geçti. Özellikle şato tarafından yapılan şiddetli bir saldırı sonucunda surlar ele geçirildi. Daha sonra da kale kaplarının açılması ile Selanik fethedildi (19 Mart 1430). II. Murat, fetihten sonra Memlûk Sultanı’na gönderdiği Selanik fetihnamesinde, Selanik’in İstanbul’un bir benzeri olduğunu, Müslümanlara zarar vermekte belki İstanbul’dan da ileri gittiğini belirtiyor, yapılan savaşları uzun uzadıya anlatıyordu. (6)
Sultan Murat, Selanik’in fethinden sonra şehri yeniden iskân etmeye başladı. Cizyelerini ödeyenlerin evlerinde oturmalarına müsaade etti. Ayrıca Vardar Yenicesi’nden bir kısım Türk halkı getirterek buraya yerleştirdi. Bu arada, âdet olduğu üzere, bir kısım kilise manastırlar camiye çevrildi. Bununla beraber, Latinler’in kiliseleri kendilerine bırakıldığı gibi, Rumlar da 4 kiliseyi muhafaza ettiler. Daha sonra ki yıllarda yeni Türk göçleriyle şenlenen Selanik, kısa sürede bir Türk-Müslüman şehri kimliğini kazandı. (7)
11. Murat’ın tek amacı Anadolu’da Türk Birliğini sağlamak ve Beyliklerin nüfusundan faydalanarak, Rumeli’ye Türk nüfusu kaydırıp, Rumeli’yi Müslümanlaştırmak olmuştur. Anadolu’dan Rumeli’ye ilk geçiş 1354 yılında Gelibolu’dan yapılmıştır.
“Selanik’te bulunan çeşitli milletlerin başlıcaları üç millettir. Bunlar da Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Mûsevilerdir. Fakat bunlardan başka Dönme adıyla sapkın bir gurup daha vardır.
Dönmeler, Müslüman kıyâfetinde olduklarından, Müslümanlardan ayırt olunmaları biraz güçtür. Ancak işi bilenler, onları derhal tanıyıp fark ederler.
Selanik’te bulunan Müslümanlar, başka İslâm ülkelerinden göç ederek buraya gelip yerleşmişlerdir.” (8)
Bizim ecdadımız, bugünkü Taşlık Köyü halkının dedeleri (dedelerimiz), Beylikler döneminde, Anadolu’da, Karaman’da yaşamışlar. Karaman Beyliği 1473’de Osmanlı’ya katılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu tarafından feth edilen Rumeli’ye, Anadolu’dan Türk göçleri olmuştur. Osmanlı’nın Selanik’i feth etmesi ile Karaman’dan giden Türkler, Selanik’e yerleşmişlerdir.
İşte bugünkü Taşlık Köyü halkının dedeleri (dedelerimiz), 1473’lerden sonra Anadolu’dan, Karaman’dan çıkıp, Rumeli’ye giderek, Selanik’in köylerine yerleşmişlerdir.
.
.
İKİNCİ BÖLÜM
.
TAŞLIK KÖYÜ
Taşlık Köyü, Kayseri ili, Özvatan ilçesine bağlı, Akdağ’ın eteklerinde kurulmuş güzel ve şirin bir köydür.
Taşlık Köyü, Kayseri’nin Kuzey doğusunda, Kayseri’nin merkezine doksan kilometre uzaklıkta, rakımı 1350 metredir. Önceleri Felâhiye ilçesine bağlı iken, Özvatan’ın ilçe olması ile Özvatan ilçesine bağlanmıştır.
Taşlık Köyü, Anadolu platolarının üzerine kurulmuştur. Kızılırmak’tan çıkan, Özvatan ilçesi ve Gaziler beldesine kadar uzanan vadinin, Gazilere yakın kısmından başlayarak, çift oluk deresinden oluşturduğu küçük vadiciğin üzerine yıldız şeklinde kurulmuş bir köydür.
Köyün kurulduğu vadinin üst tarafları, büyük düzlükler ve bu düzlüklerin küçük vadiciklerle parçalanmış topraklardır.
Taşlık köyünün sınırlar; Doğusunda Karpınar Köyü ile Sultan Sekisi, yine doğunun Güneye doğru yaklaştığı yerde Kızılpınar Köyü ile Sultan Sekisi toprakları arasında, Güneyde Küpeli beldesi sınırları, Güney-Batı’da Özvatan toprakları ile sınırlıdır.
Batısında Büyük Toraman beldesi ve Akdağlar’ın başlangıç kısmı. Akdağlar’ın üst sınırlarında Yozgat’ın Çayıralan ilçesi ile sınırları kesişmektedir. Kuzeyinde Akdağlar ve Kavaklı Köyü toprakları ile sınırları vardır. Akdağlar’ın en yüksek noktası 2240 metredir. Kuzeydoğu’ya bakan kısmında Gaziler beldesi ile sınırları vardır.
Taşlık Köyü, Kuzey ve Kuzey Batısı orman mevki ile anılmaktadır. Ormanı meşe ağaçlarının oluşturduğu maki iklim tipi ağaçlarının özelliği görülmektedir. Son zamanlarda çam ağaçları da dikilmektedir.
Vadinin Doğu ve Güneyine Sultan Sekisi denilmektedir. Sultan Sekisi denilen mevkide şu anda ağaç olmayıp, önceleri ardıç ormanlarının olduğu, topraktan çıkan ardıç köklerinden anlaşılmaktadır.
Kızılırmak’tan başlayan ve Gaziler beldesine kadar uzanan vadiden, Taşlık Köyü sınırları içine girildiğinde, bu insanların yeşile hasretliği, vadide diktikleri ağaçlara ve vadi içindeki vadiciklerin yeşilliğine bakmakla görülmektedir.
Vadinin yeşilliği ve vadiciklerin yeşillikleri Anadolu bozkırlarında, çalışkan insanların neler yaptığını göstermektedir.
Halk ilk yıllar bağcılığa ve meyveciliğe önem vermiştir. Hatta yetişen üzümden ismini alan Bağlar Deresi mevkiinde çok kaliteli üzümler yetiştirilmiştir. Ayrıca bu mevkide tütün ve afyon ekimi de yapılmıştır.
1950’den sonra köyden şehirlere ve Avrupa’ya göçün başlaması, bahçe ve bağcılığı yok etmiştir.
Vadide sadece görülen kavak ve söğüt ağaçları, yazın köyde cennetten bir köşe görünümündedir. Küçük vadiciklerden kaynak suları akmaktadır. Söbe Dere vadiciğinden, Bağlar Deresinden, Kara Ahmet Deresinden, Akpınar Deresinden ve Akkaynaklar’dan soğuk, buz gibi sular fışkırmaktadır.
Taşlık Köyü; Özvatan, Büyük Toraman, Kavaklı, Gaziler, Karpınar, Kızılpınar, Küpeli, Akdağlar ve Çayıralan ilçeler ile çevrilidir.
Taşlık köyüne ulaşım; Özvatan ilçesinden, Büyük Toraman beldesinden, Kavaklı köyünden, Karpınar köyünden giden yollar ile yapılmaktadır.
.
TAŞLIK KÖYÜ’NÜN TARİHİ GEÇMİŞİ
Taşlık Köyü ismini, köyün çok taşlık olmasından almıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, bir Rum köyü olan köyde Rumlar yaşamıştır. Köyde, Rumlardan evler, ahırlar ve birde kilise kalmıştır.
Taşlık köyünde oturan Rumların mübadele ile Yunanistan’a gitmesinden ve bizlerin Taşlık köyüne gelmesinden sonra kilise, camiye çevrilmiştir.
Taşlık Köyü sınırları içinde önceki tarihi yerleşim yerleri şunlardır:
1)Söbe Dere,
2) Taş Ocağı,
3) Değirmen Önü,
4) Değirmen Başı,
5) Demirtaş,
6) Murat Tepesi
.
BUGÜN TAŞLIK KÖYÜ’NDE YAŞAYAN HALKIN TARİHİ GEÇMİŞİ
Karaman Beyliği, 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet Han tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır.
Sultan II. Murat tarafından 19 Mart 1430’da feth edilen Selanik’e Türk göçleri yapılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu, Anadolu’daki Beylikleri tamamen ortadan kaldırmıştır. Rumeli’de feth ettiği yerlerde ise yeni yeni köyler kurmuştur. Osmanlı, Rumeli’de köy kurarken, Anadolu’dan götürdüğü Türk-İslâm kültürüne sahip, köklü Türk ailelerini, Tımarlı sipahileri (askerleri), toprak vererek buralara yerleştirmiştir. Hıristiyan kültürüne karşı, Rumeli’yi İslâmlaştırmak için seçkin Türk ailelerini Rumeli’de iskân etmiştir.
Karaman Beyliği’nin Osmanlı İmparatorluğu’na katılması ile ilim ve sanat sahipleri, Tımarlı sipahileri (askerler), sağlam karakterli Türk-İslâm kültürüne bağlı aileler, Rumeli topraklarına iskan edilmiştir.
Bizim ecdadımız da, bugünkü Taşlık Köyü halkının dedeleri (dedelerimiz), Karaman Beyliği’nin bulunduğu topraklardan, Karaman’dan giderek, Selanik’e yerleşmişlerdir.
Köydeki yaşlıların anlattıklarına göre ecdadımıza, Selanik’te, Konyalı anlamına gelen “Konevili” diye hitapta bulunurlarmış. Karaman il olmadan önce, Konya iline bağlı bir ilçe idi.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Selanik bir Türk şehri olmuştur. Bugünkü Taşlık Köyü halkının dedeleri (dedelerimiz), Selanik’e bağlı Kozana ve Serfice ilçelerinin Kocamat, Kurcuva, Dedeler, Akpınar ve Ebilli köylerinde İstiklâl Savaşı’na kadar yaşamışlardır.
İşte Taşlık Köyü halkının dedeleri (dedelerimiz), bizim ecdadımız; önce Karaman’da, sonra da Selanik’te yaşamış Osmanlı’nın köklü ve sağlam kabilelerinden oluşan insanlar topluluğudur.
Osmanlı’nın dağılması ve İstiklâl Savaşı sonrası, Selanik’ten mübadele yolu ile zorunlu göçe tabi tutulan ecdadımız, güçsüz kalmış ve fakir düşmüştür. Çünkü ecdadımız her şeyini orada bırakarak gelmiştir.
Selanik’ten mübadele ile Anadolu’ya “muhacir” olarak gelen, biz Taşlıklılara, “Selanik göçmeni” gibi yadırgayıcı ifadeler kullananlar görülmektedir. Hatta Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkan Selanik dönmeleri ile ecdadımızı aynı kefeye koyan nice bilgisizlere bile rastlanmaktadır. Zaman zaman Selanik’ten gelen Müslümanlara, “Selanikli” kelimesi rasgele kullanılarak, incitici, acımasız davranışlarla büyük bir haksızlık yapılmaktadır. Bu tür değerlendirmeler, tarihimizi bilmeyen, cahilce bir tutumun sonucudur.
Halbuki, Rumeli’den savaş sonrası gelen Müslüman halk, “göçmen” değil “muhacir”dir. Selanik’ten gelen Taşlık Köyü halkı da“göçmen” değil, toprakları işgal edilerek gelen “muhacir”dir.
Üç Kıta’da at koşturan ecdadımız, serhat boylarında düşmana karşı siper olmuştur. Düşmanla yapılan savaşlar da çoğu dedelerimiz şehit düşmüştür. Bu nedenle bizler, şehit torunlarıyız. Dedelerimiz, savaşlar sonrası nice sıkıntılarla karşılaşmış, oradan oraya göç ederek, “muhacir” durumuna düşmüştür. Bu durumu göz önüne almadan yapılan değerlendirmeler, tarihimize karşıda yapılan bir saygısızlıktır.
.
TAŞLIK KÖYÜ HALKI, SELANİK’TEN NE ZAMAN GELDİ?
İttihat ve Terakki zihniyeti 1908 yılında “irtica ile savaş başlattık” naraları atarak, Osmanlı’nın yıkılış sürecini hızlandırmış ve bundan altı yıl sonra 1914’te Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında 1. Dünya Savaşı’na sokularak sonunda parçalattırılmıştır. (9)
1914-1918 yılları arasında yapılan ve dünya tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu, “Enver, Talat ve Cemal Paşalar”ın beceriksiz politikaları ve ihtirasları yüzünden, “İttifak Devletleri” denilen; Almanya, Avusturya ve Macaristan’ın yanında yer alarak, “İtilaf Devletleri” olarak bilinen İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya’ya karşı savaşa girmişti. 28 Temmuz 1914’te başlayan 1. Dünya Savaşı’na, o dönemde siyasi, ekonomik, sosyal ve askeri yönden bunalım içindeki Osmanlı Devleti, Almanların ekonomik ve askeri yardım vaatleri ve İttihat ve Terakki Partisi önderleri Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Paşa’nın şahsi kararları sonucu katıldı. (10)
1. Dünya Savaşı’nda en büyük zararı Osmanlı görmüştür. Osmanlı Devleti üç milyondan fazla askeri silah altına almış, dört yıl süren savaş boyunca 253.000’i Çanakkale Cephesi’nde olmak üzere, beşyüz binden fazla şehit vermişti. Yine 1. Dünya Savaşı’nda bir milyondan fazla asker yaralanmış veya esir düşmüştür. (11)
İttihat ve Terakki yöneticileri olan ve Alman aşkıyla yanıp tutuşan Enver, Cemal ve Talat Paşaların yaptıkları büyük hatalar sonucu Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış ve Osmanlı toprakları “İtilaf Devletleri” tarafından paylaşılmıştır. (12)
1. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin haritası siyasi ve coğrafi olarak değiştirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin yıkılması ile toprakları üzerinde yeni devletler kurulmuş ve yeni rejimler doğmuştur.
Balkan Savaşı’nda; Bulgar, Sırp, Yunan ittifak ile 24 Ekim 1912’de Kamanova mağlubiyetinden sonra Zeki Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu dağılmış, Selanik iline bağlı, Kozana ve Serfice ilçeleri kaybedilmiştir. Kozana ilçesi, Sırp ve Bulgar kuvvetlerinin eline geçmiştir. Serfice ilçesi de, 20 Ekim 1912’de Kamanova Savaşı’nda düşmüştür.
Osmanlı Kolordu kumandanı Tahsin Paşa’nın beceriksizliği yüzünden bir kurşun dahi atılmadan, 18 Kasım 1912 tarihinde Selanik şehri Yunan veli ahdine teslim edilmiştir.
500 sene Türk yurdu olan Rumeli elimizden çıkmış ve burada bulunan Müslüman ahâlî, vahşi kavimlerden olan bir takım çete grupları tarafından idare edilen, Balkan Devletleri’nin zulmüne terk edilmiştir.
Muharebe esnasında vahşi sürülerin elinde kalan Müslüman ahâlî, ecdadımız, feci katliamlara uğramış, Yunanlılardan eziyetler ve büyük zulümler görmüştür.
Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması sonucu Anadolu’da başlatılan İstiklâl Savaşı sonrasında 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
Mübadeleye ilişkin Sözleşme ve Protokol 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanmıştır.
İstiklâl Savaşı sonrasında “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Yunan Hükümeti arasında, aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya varılmıştır.
Madde: 1
Lozan Anlaşması, Mübadeleye İlişkin Sözleşme ve Protokol…”
23.6.1924’te yapılan Lozan Anlaşması’nın azınlıkların mübadelesi maddesine göre; Türkiye’deki, Rumlar Yunanistan’a giderken, Yunanistan’daki Türkler de Türkiye’ye gelmişlerdir. Mübadele, 1923’ten 1927’ye kadar sürmüştür.
İşte ecdadımız, Taşlık Köyü halkının dedeleri (dedelerimiz), 1924’te Rumeli’den, Yunanistan’ın Selanik ili, Kozana ve Serfice ilçelerine bağlı köylerden Anadolu’ya gelerek, Kayseri ili, Özvatan (Çukur) ilçesi, Taşlık köyüne yerleşmişlerdir.
.
.
DİPNOTLAR
(1) D. Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, İz Yayıncılık (Yeni Şafak), İstanbul, 1996 (11. Baskı), Sh: 419
(2) A.g.e. Sh: 786
(3) Doç. Dr. Bilal Eryılmaz, Osmanlı Devletinde Gayrimüslim Teb’anın Yönetimi,
Risale Yayınları, İstanbul, 1990, Sh: 24
(4) Osmanlı Ansiklopedisi, İz Yayıncılık, İstanbul, 1996, Cilt: 1, Sh: 147
(5) A.g.e., Sh: 147
(6) A.g.e., Sh: 223
(7) A.g.e., Sh: 224
(8) Ahmet Sâfî, Dönmeler Âdeti (Bu kitap 1879 yılında kaleme alınmıştır.),
Yayına Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ, Zvi-Geyik Yayınları, İstanbul, Ekim 2001, Sh: 1
(9) Cuma Dergisi, 7-13 Mart 2003, Sayı: 59, Sh: 4
(10) A.g.e. Sh: 7
(11) A.g.e. Sh: 6
(12) A.g.e. Sh: 9
.
.
YAZAN: Şevki ÇOBANOĞLU
|
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 19 Aralık 2009 ) |







323 









