CANIM DEDEM
SELAM TAŞLIK KÖYÜ... DEDEM HALİL MERT İ
2 SENE ÖNCE KAYBRTTİK.ONU ÇOK ÖZLÜYORUM. KAYSERİ'NİN EN ŞEKER KÖYÜ BİZİM KÖYÜMÜZ BENCE.. BU SİTEYİ KURANLARDAN ALLAH RAZI OLSUN.. ŞU AN MERSİN'DEYİZ AMA İNANIN Kİ KÖYÜMÜZDE GİBİ HİSSETTİM KENDİMİ.. EMEĞİ GEÇENLERİN ELLERİNE SAĞLIK.. HEPİNİZE SELAM VE SEVGİLERİMLE..NİLGÜN
Ziyaretçi
2010-07-02
aşk
aşkmı büyük özgürlükmü özgürlüğü olmayanın aşkı olmaz aşk aşk diye birine bağlanırsan ya duvar dibinde köle olursun yada köpek aşkı bırakalım özgürlüğümüze sarılalım
memleketimizin özgürlüğü gidiyor
özgür olmayan milletlerin aşkı olmaz gün haykırma günü vatan için göz yaşı dökme günü her mahallede her semte eli öpülesi bir deliye
hemen şimdi çok ihtiyacımız var yarın belkide çok geç olabilir çünkü kaya tohumlamaz ölecek insan tohumlar
çünkü cilalı duvar çağındayız
zengin ve yoksulları ayıran cilalı duvar çağındassın
o duvarların iki yüzlü kahpe kişiliksiz bekçilerindenmi korkacağız
onların silahları veparaları olsada
kendilerinden bile gizledikleri koca koca korkuları vardır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Savas DUMLU
2010-06-20
Evet unuttuk
Asagidaki yaziyi bizimle paylasan arkadasa çok tesekkurler, birde ismini yazmis olsa kim oldugunu bilsek çok daha memnun olurduk.
Zaman zaman bu yazinin ôzùnù bazi kisilere anlatmaya çalismistim, ama onlara, o gururlari ve kibirleri, sahibi olmadiklari dùnyaliklari,inkarlari, soylarina ve soplarina ihanetleri hep engel oldu ve onlari kùfre gôtùrdù.
Assagidaki unuttuk yazisi vesilesi ve son zamanda yasadigim saglik sorunlarindan
dolayi bende bu satirlari yazmayi uygun buldum. ùzerine almasi gereken sahislar kendilerini bilirler , ben onlara ne bu dùnyada nede ahirette haklarimi helal etmiyorum
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Ziyaretçi
2010-06-19
UNUTTUK
Önce sevginin yeşil bahçesini talan ettik Sonra sevmeyi unuttuk Ve neyi seveceğimizi de unuttuk Sonra
karışıklıklar çıktı Ve insanlığımızıda kaybettik Muhabbeti, şefkati, hoşgörüyü de kaybettik; sevgiyle birlikte
Tebessümlerimizi de kaybettik Gülücüklerimizi yanaklarımıza mıhladık Her şey sevgiyle, sevmeyi bilmekle,
muhabbetin sihirli iksirini içmekle başlar Ama bizler birbirimizin eksik taraflarını araştırdık Ve muhatabımızın
yüzlerce güzel hasleti varken bir kötü alışkanlığını gördük
Bizleri birleştiren onlarca esası unuttuk Ve bir birimizi affetmeyi unuttuk
Birbirimizin noksanlarını tamamlamayıda unuttuk Ve sonra hepimizin topraktan geldiğini ve bir gün oraya
gideceğimizi de unuttuk
Bir birimizi dünya için yokluk için sevdik Ve sonra husumet ile kavga çıkarıp bir birimize girdik
Ve gülmeyide unuttuk Çünkü tevekkülü, çünkü kanaaati, çünkü şükretmeyi unutuk
Malı hakiki sahibine teslim edip ağır yüklerden kurtulmadık Dünyayı yar seçtik, o dünyanın hakiki yar
olmadığını unuttuk
Gülmeyi unuttuk Çünkü bir birimizi ve dünyamızı yaradanın namına sevmedikAraya dünyevi bir menfeat
girince unutup tebessüm etmeyi, somurttuk
Fedakarlığı unuttuk ve sonra kaderi tenkite koyulduk
İstemesini unuttuk Dua etmeyi unuttuk İbadet ile istemeyi unuttuk
Biraz çalışmayı biraz sıkıntı çekmeyi istemedik İşte bu kadardı bütün fedakarlık Bu kadar sıkıntı çekilir mi
dedik Oysa O'nu razı eden her şeyi razı ederdi Ve O'nun razı olması her şeyin önümüzde boyun eğmesiydi
Ölümü de unuttuk Dünyaya yapışıp kaldık Oysa her şey sevdiğimiz, hoşumuza giden her şey çarpıyordu
kabir taşına paramparça oluyordu O'ndan gayrısı Bunu da unuttuk
Saygıyı unuttuk, yardımlaşmayı unuttuk Bir birimizi eleştirdik durduk Birbirimizi hiç dinlemedik Anlamadık
birbirimizin halinden Yüzlerce kalp kırıp, bir çok dostu eskittik
Unuttuklarımızdan sadece bir kaçıydı bunlar
Hiç düşündük mü acaba neleri unuttuk?
Neden böyle karmakarışık her şey?
Korkarımki neyi düşüneceğimizi de unuttuk...!!!
------------------------------------------------
Site Yönetimi Olarak Bu Güzel Yazıyı Bizlerle Paylaşan Kardeşimize Teşekkür Ediyoruz.
Savas
2010-06-18
Amca diyebilecegim tek insana
Amcacigim, aramizdan ayrilali 5 sene oldu, mahsere kadar çok rahat oldugunu biliyorum.
Ne yazikki Bu dùnyada rahat rahat yasadigini zanneden bes para etmeyen , riyakar ve iki yuzluler mahseri ve oncesini bilmezler.
Bu dunyada sadece sana amca dedim çunki Amca diyebilecegim baska kimsem olamadi maalesef, lakin sana yegenlik yapamadim, senin kadar hosgorulu olamadim, genis kalpli olamadim, serefsizlik ve namussuzluklari haykirdim, bu haykirisimda sanada zarar verdim biliyorum o yuzden ne olur beni af et , ama keske o kadar hosgorulu olmasaymissin be amcacigim , arkandan aglayacak zannettiklerinin bu kadar riyakar, ikiyuzlu ve nankor olabileceklerini hiç dusunemedinmi? Senden feyz alamayip halen kendi pislikleri içinde debelendiklerinidemi goremedin? Neyse belki sen o sekil davranmayi uygun gordun bilemiyorum , Ama her seye ragmen burada hayat devam ediyor topragin alti yokmus gibi ùzerinde tepinenler senin erdigin mertebeye eremeyecekler, seni ve senin felsefeni anlamayip fitratina ihanet edenlerle hem sen hemde ben huzur-u mahserde hesaplasacagiz.
Rahat uyudugundan eminim. Mirasina sahip çikmasi gerekenler çikmasada çikanlarin oldugunu gôrdùgùndende eminim . RABBIM yattigin yeri dahada nurlandirsin insallah
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Ziyaretçi
2010-06-18
başsağlığı
köyümüzden İlyas Elmanın oğlunun Halil Elmanın intihar ederek ölümünü kayseri gazetesinden öğrenmiş bulunuyoruz. Allah rahmet eylesin. Yakınlarının başı sağ olsun...
CELAL DUMLU
2010-06-14
BIZLERI YANLIZ BIRAKMAYAN DOSLARA MINNETTARIZ
kOCA CINARA BESINCI SEVGILISINE KAVUSMANIN YIL DÖNÜMÜNDE ;HAYATA VEDA EDIP SEVGILISINE BIZI YARatan rabbimize kavusmasinin yil dönümünü hüzün ve sevincle kutlar mkanin cennet olsun komsun sevgili beygamberimiz olsun be koca cinar.Biliyorum bizleri izler gözlersin arada bir bakip gülersin,ama birkere de demedin ben bu dünyada niye bukadar iyi kalpli oldum,yoksulun yaninda haksizin karsisindaydin yilmadinh yildirilamadin ,unutulsanda kirilsanda küsmedin cinar gibi dimdik dürüslük abidenle aykta kaldin son yolculugundada o dürüst lügün ve sayginliginla ugurlandin sevgiline bizi yaratan yüce rabbimize kostun ,iste bizi 5 senedir izliyorsun senin yoklugun icimizde kor oldu yillar gectikce alevlendi sen rahat ol koca cinar .bizler iyiyiz senin ahirette iyi oldugunu bilmek bizleri güclendiriyor. Canim abeyim yoklugun icimizde birvolkan sanki kayniyor ne olur birmüddet daha yasasaydin bizlere cikmazin icine girdigimizde göz kulak olurdun hele benim kardesim degil sanki arkadasimdin dert ve sirdasimdir sen gittin yazim kisim güz oldu be kocacinar sirdasimi yitirdim.seni hep ariyorum vede arayacagiz sen yerinde rahat ol birgün gelir elbette kucaklasacagi. biliyorsun üc aylar geldi mubarek gün ve gecelerde bizleri ziyaret edecegini biliyorum .sakin bizleri unutma kapimiz acik seni bekliyoruz gölgen yeter canim abaeyim koca cinar yerinde rahat uyu mekanin cennet olsun .seni özleyen ksardesin ,ve kardeslerin kisacasi tüm ailen .
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
ercantasci
2010-06-08
10-11 temmuz köy şenliği
10 - 11 temmuz da yapılması planlanan köy şenliği ile ilgili herhangi bir bilgi paylaşılmıyor. Organizasyon komitesi şenliğin ne durumda ve nasıl yapacağını taslıkkoyu.com dan bildirse daha fazla taşlık köylüye ulaşılacağı fikrindeyim.Kolay gelsin.
Ziyaretçi
2010-06-07
selam
selam size mersinden köy dostlarım iyiki bize ait bir web sitesini buldum gezinirken cok mutluyum kendi adıma yıllardır gelemiyordum bir nebzede olsa özlemimi burdan yazarak azaltıyorum hepinizi seviyorum allaha emanet olun ...
Ziyaretçi
2010-04-16
karacaova
karacaova
yunanistanın mekodanya bölgesi vodina ( edessa ) kentinin bulunduğu yükseltiler ile kaymakçalan dağları arasında kalan ovalık bölgeye verilen ad.
osmanlı zamanında selanik sancağına bağlı müslüman türklerin oturduğu yerleşim yeri. 1923 yılında yapılan mübadelede lozan antlaşması gereği burdaki 20.000 müslüman türk - türkiyeye yerleşti. türkiyedende hiristiyan rumlar bu bölgeye yerleştirildi.
1323 yılında vodina karacaova ve yenicei vardar nahiyelerin birleştirilmesiyle karacaabad kazası kuruldu .iki yıl sonra ayrılıp tekrar eski adlarını aldı.
osmanlı devletinin rumeli beylerbeyi evronos gazinin
[ Karaca Bey, “Karaca Paşa” ve “Dayı Karaca Bey” isimleriyle de bilinir. osmanlı zamanında selanik vilayetine bağlı karacaovaya ve Bursa'nın Karacabey ilçesine adını veren kişidir. ankara dogumludur Osman Gazi'nin silah arkadaşlarından Emir Karaca Ali'nin torunudur. II. Murat'ın önemli komutanlarındandır. Fatih Sultan Mehmet tahta geçince de onun yanında yer almış, İstanbul'un fethinde önemli görevler üstlenmiştir. 1456 yılında Belgrat kuşatması sırasında şehit düşmüştür. Mezarı Bursa/Karacabey'de İmaret Camii avlusundadır.)
karaca paşa tarafından alındığı için bu ovaya karacaova demişler bu bölgeden mübadil olarak gelenlere karacaovalı diyorlar
sipahi askerleri tımar beyine bağlı beyler aynı zamanda tahrir görevide yaptıklarından yazıcı denirdi
KARACAOVA İSTATİKLERİ
DEVLET ARŞİVİ
imam 17
yazıcı lakaplı aile 23
molla 339
hafız 149
hoca 110
öğretmen 7
müderris 5
kadı 1
tüccar 40
ipekçi 634
kozacı 526
çiftçi 5871
bakkal 30
kahveci 18
fırın 3
berber 11
kuaför 1
terzi 4
usta 11
kunduracı 10
tütüncü 7
kalfa 2
pehlivan 35
yörük 25 aile
arnavut 22 aile
tatar 3 aile
boşnak 28 aile
mısırlı 23 aile
arap 13 aile
kıpti 1 aile
yenice vardar- toplam 61 aile
diğer nüfus türk aileler
karacaova gelen aile 8130
eşler ve çocuklar dahil değildir
istanbul-edirne-izmir-bursa-çanakkale
amasya-samsun-konya-vesaire ailelerin yerleştiği yerler
devlet arşivinden alınmıştır
ailelerin verdiği resmi beyanlara göredir
kaynak araştırma
hüsnü yazıcı
Ziyaretçi
2010-04-16
mübadil gezisi
lozan mübadilleri vakfının düzenlediği mübadele gezisine bahçeköyden hüsnü yazıcı mehmet amcam mustafa şen saim karaman ferudun altıparmak ahmet sönmez
ile kemerburgazdan kalkan otobüsle saat gece 12 de yola çıktık
sabah 07.00 civarında ipsala sınır kapısında gümrükişlemlerinin ardından yunanistanın batı trakya bölgesine giriş yaptık
meriç nehri ile karasu nehri arasındaki kalan bölge batı trakyadır.
bü bölgede türkler yaşamlarını sürdürmektedir gümülcinede %50 iskeçede %30 ortalama nüfusları bulunmaktadır.
ilk gün dedeağaç üzerinden gümülcine (komotini) geldik dedeağaç ile gümülcine arası 50 km.kahvaltımızı gümülcinede yaptık ordan iskeçeye doğru yola çıktık (xanthi)
rodop dağları ve eteklerdeki türk köylerini geçtik
gümülcine iskeçe arası 47 km. iskeçede saat kulesinin yanında mola verdik
iskeçeden çıkarak dramaya hareket ettik
kiria adlı köyde mola verdik dramaya geldiğimizde kaynak suların çıktığı parkın içinde bulunan restaurantta yemek yedik dramadan yola çıkıp serez de bulunan otelimize yerleştik 3 yıldızlı alexender temiz oteldi
serezde çarşısını gezdik sabahleyinde kalede tepeden serezi seyrettik ordan langaza (langades) kasabasına gittik selanike 15 dakika uzaklıktadır
ordan vodinaya (edessa) doğru yola çıktık
vardar ovasını baştan sonuna kadar geçtik
karaferya (veria) şeftali ve kiraz ağaçlarıyla kaplıydı
vodina tepede kurulmuş ve mekodanya bölgesinin merkezi konumunda bir tarafı vardar ovasına bir tarafı karacaova ya bakıyor
bu bolgelere anadoludan rum ortadoksler yerleştirilmiş mübadele zamanında,
vodinadan karacaovaya doru yola çıktık
karacaovanın topraklerı bereketli ovada
ilk spustka (aridea) köyüne uğradık kahvede içtiğimiz kahvelerin parasını sahibi olan bayan almadı bizleri çok iyi karşıladılar
orda fuştan (foustani) köyüne annemin babasının köyü çiftliği varmış bizi riste karşıladı köyü ve kendi arabasıyla başka köylride nutya 3 4 köy daha gezdirdi
biz bahçeköy gurubu otobüsten ayrılmıştık otobüs kuzuşena (flotia) diğer gurubu getirmişti
ristenin arabasıyla kuzuşene gidip diğer gurupla buluştuk
kuzuşenliler bize restaurantta yemekli gece düzenlediler
vodinada 4 yıldızlı aiga (ege) hotelde kaldık
edessada vodina şelele bölgesine gittik çok güzel manzarası vardı
hediyelik eşya satan dükkandan kuzuşen halkının gösterdiği ilgi ve davete karşılık kiliselerine meryem ana figürü ve lokum alıp hediye ettik
vodina köylerini gezmeye devam ettik
gezdiğimiz köylerin hepsi güzeldi 12 ile 5 arası sieste dinlenme yapıyorlar sokaklar boş oluyor 5 ten sonra kalabalıklaşıyor
gurubumuzdan herkes büyüklerinden duyduğu evleri yerlerini araştırıyor fakat eskiden bir şey kalmadığı için geçmişten bir şeyler bulamadık
gezdiğimiz köyler hatırlayabildiklerim
prebidişta (sosandra) slatina (chrıysa)şturupuno (lykostomo) pojar (loutraki)kırlat (milla) kapityani (exaplatanos) gustulüp (kostantia) pojar köyü kayak merkezi olarak kullanılan kaymakçalan dagı eteğindeydi
gustulüp köyü babamın babasının köyü güzel bir köy bu köye mübadele esnasında Yalova elmalık köyünden Rumlar gelmişler köyün %50 si Türkçe konuşuyormuş
daha sonra Selanik(thessaloniki) yola çıktık selanikte beyaz kule sahili kaleye ve atamızın evini ziyaret ettik
mübadele zamanında selanikte liman civarında çadırlarda kalıp Türkiye yolculuğunu beklemişler
ordan kavalaya yol aldık balık lokantasında yemek yiyip dönüş yolculuğuna başladık
gümrükte free shoplarda alışveriş yaıldı molayı tekirdağda verdik köftemizi yedikten sonra güzel bir yolculuğu bitirerek evlerimize döndük
.Karacaova mübadilleri
genelde Sarıyer Bahçeköy
Kemerburgaz gümüşdere İzmir alaçatı Çanakkale biga Edirne kıyık bursa gürsü Bilecik vezirhan Kütahya merkez yerleştirilmiş
1nci kuşak varlıktan gelip sıfırdan başlayarak
2nci kuşak pera kazanarak
3ncü kuşak geçmişini arayarak 1nci kuşağın çektikleri sıkıntı ondan sonrakilerin ana vatanda rahat yaşamalarına vesile olmuştur
hemşehrimiz atatürkten Allah razı olsun
Ziyaretçi
2010-04-16
mübadil köyü - bahçeköy-sarıyer
bahçeköy,
Sarıyer’in yemyeşil bir semtidir
.İlk kuruluşu 1521 yıllarına dayanmaktadır.
Kanuni Sultan Süleyman Belgrat Seferi sonrasında yanında getirdiği sırp esirleri bu bölgeye yerleştirmiş.
Ve kurulan bu köye Belgrat köy çevresindeki ormana Belgrat köy adı verilmiştir.
Daha sonra köyün bent sularına zarar verdiği anlaşılarak köy buradan topluca alınarak şuan ki yerine taşınmıştır.(1894)
Bu köye de Bahçeköy adı verilmiştir.
1924 mübadelesinde selanik sancağına bağlı vodina karacaova bölgesi gustulüp ve fuştan köyünden lozan antlaşması gereği ordaki mallarına karşılık 8 dönüm tarla 1 ev verilerek müslüman türkler yerleştirilmiştir.
Daha sonra türkiyenin değişik illerinden göç almıştır.
Bahçeköy sporkulübü, cami derneği,sarıyer lozan mübadiller derneği, giresunlular derneği,avcılar dernekleri bulunmaktadır,
7 haziran 1992 yılında belediye olan belde
ilk başkan
muzaffer altınsoy
ilk meclis üyeleri
hüsnü yazıcı mustafa şen
sami kasap osman aktaş baki yurttaş yakup çakıröğlu.
2 nci dönem belediye başkanı
mustafa başaran
diğer dönem meclis üyeleri
mehmet ali adıgüzel-mehmet yüksekten-hüseyin tulum-suat kasap-fahrettin erkaptan-yılmaz tamer-ali taşdemir-yılmaz tank-ahmet aktepe-nizam hacıosmanoğlu-cevdet kain-osman can-şenel demirkaya-bekir demirbilek-ibrahim man
20008 yılında anayasa mahkemesi kararı gereği belediye fesh olup sarıyer ilçesinin mahallesi oldu .
bahçeköy spor kulübünde başkanlık yapanlar
nurettin özbekrem hüseyin yalaza mustafa coşkun nadir ylmazel ömer gülüştür muzaffer altınsoy fahrettin erkaptan abdullah ziya şen mustafa başaran tahir sarıoğlu
hüsnü yazıcı- zeki yazıcı.
Bahçeköy de İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, Orman İşletme Müdürlüğü, Fidanlık, 2 özel okul 1 ilköğretim okulu, öğrenci yurdu bulunmaktadır.
Bahçeköy’ü çevreleyen Belgrat ormanı, İstanbul halkının rekreasyon ihtiyacını karşılayan yegane dinlenme yeridir.
Orman muhafaza alanı olarak ayrılan Belgrat ormanları geçmişte de bugün olduğu gibi İstanbul’un su ihtiyacını karşılamıştır.
Mimar Sinan tarafından inşa edilen su kemerleriyle İstanbul’un belli bölgelerine su verilmektedir. Günümüzde hala bu fonksiyonları yerine getiren 7 adet bent bu orman içerisinde yer almaktadır.
Bu bentler: 1. Kömürcü bent(1620). 2. Büyük bent (1724) 3. Topuzlu bent(1750) 4. Ayvat bendi(1765) 5. Valide bendi,(1796) 6. Kirazlı bent(1818) 7. II. Sultan Mahmut Bendi(1839) yıllarında inşa edilmişlerdir
.Belgrat ormanı bünyesinde bulunan Av-Koruma-Üretme Sahası ve Balık Üretme İstasyonu halkın eğlenme, spor dinlenme ihtiyaçlarını karşılayıp kalabalık İstanbul şehrine çok yönlü hizmetler sunduğu için ayrı bir öneme sahiptir.
Türkiye’nin ilk, Dünyanın planlı ve ünlü Arberetumu olan Atatürk Arberetumu da Belgrat ormanı içerisinde tesis edilmiştir. Arberetumlar bilimsel araştırma ve gözlem amacıyla orijinal ve yaşları belli, her biri doğru ve dikkatli bir şekilde bir araya getirilmiş, çoğunlu ağaç ve diğer odunsu bitkilerin uygun seçilmiş alanlarda yetiştirilip sergilendiği tabiat parçalarını ortaya çıkarmaktadırlar.
Bahçeköy, Karadeniz iklimi etkisindedir. Ilıman ve nemli bir iklim tipi mevcuttur. Bahçeköy de orman ve fundalık alanlar stepler geniş yer kaplamaktadır. Meşe türleri ve çam çınarlar çoğunluktadır.
Yörenin havasının ve suyunun temiz olup önemli bir piknik alanı olması, yaz ve kış mevsiminde hafta içi ve hafta sonları dinlenme, eğlenme ve spor amaçlı kullanılmaktadır.
Bahçeköy ün güneyinde ve doğusunda yer alan Belgrat ormanı ve içindeki tarihi bentler gerek yabancı gerekse yerli turistlerin ilgisini çekmekte, yaz nüfusu 30.000 kişiyi bulmaktadır.
BAHÇEKÖY İLE İLGİLİ BAŞBAKANLIK ARŞİVİNDEN YAZILAR
6/4/1924 YILINDA HALKALI ZİRAAT VE BAHÇEKÖY ORMAN YÜKSEK MEKTEBİ ÖĞRENCİLERİN İN VE YİYECEKLERİNİN TAŞINMASI İÇİN BİRER KAMYONET SATIN ALINMASI
2- 21/8/1919 tarihinde bahçeköye dönen rumların miktarıyla bunların paşa çiftliğinde iskanları için kafi derecede bina olup olmadığını araştırmak üzere istanbul il iskan memuru mustafa nuriye avans verilmesi
3- 4/11/1919 tarihinde istanbul bahçeköy orman yüksek okulu binasına yerleştirilen rumların buradan boşaltırılarak sınıfların tedrise açılması
4- 10^-/3/1920 tarihinde rum muhacırlarının iskanına tahsil edilen bahçeköydeki orman mektebin tahliyesine
5- birinci dünya harbi sırasında tahrip edilmiş ve yıkılmış olan istanbul bahçeköydeki rum ailelerine ait bina ve okulun yeniden inşaasına daır rapor takdimi
6- 18/9/1922 tarihinde istanbul bahçeköy gümüşdere fener ve cebeci köylerinde mübadaleye tabi rum kalmadığı
Cemal DUMLU
2010-04-03
KARANLIK ve IŞIK
Bir grup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını
ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.
Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar. Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı başaramıyorlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor.
Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar. İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.
Ancak biraz derinlemesine düşününce, karşımıza dikilen gerçek çok daha farklı.
Çok basit gibi gelen bu deney beni oldukça düşündürdü. Arıların ne kadar akıllı yaratıklar olduğunu hepimiz biliyoruz, sinekler ise malum.
Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır, uzak durmaya çalışırız.
Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz.
Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.
Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.
Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran. Kendine saygı, yasadığı topluma saygıdır.
Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır, karanlığa yürüyenlerdir, karanlık düşüncelerdir.
Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur.
Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.
SADECE kendi yaşamları söz konusudur.
Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler.
Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların, karanlık
sığınaklarıdır cünkü, izlerini rahatça kaybettirirler.
Arıyı kovalamak isterseniz savaşır, engellere aldırmaz.
Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır ve değerleri için ölür.
Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere.
Her türlü pisliğe bulaşırlar, sonra da yiyeceklerinize, üstünüze, başınıza konarlar.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.
Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler.
Onlar için asıl amaç çoğalmak ve yayılmaktır.
Girme şu alçakların hizmetine,
Konma sinek gibi pislik üstüne.
İki günde bir somun ye ne olur,
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme...
Ömer Hayyam engellere rağmen ışığa yürüyenlere, ışığa ulaşmak için çabalayanlara ve ışık
saçanlara.....
Sevgi ve Saygılarımla,
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Gulistan Goktas Yasar
2010-04-02
Bassagligi
Bugol ve Yasar ailelerinin basi sagolsun.
Halama allah'tan rahmet onu sevenlere sabir diliyorum. Mekani cennet olsun insallah ! Halam seni cok ozleyecegiz...
mefharet halanız
2010-03-30
fransadaki yegenlerim
halanız kurban olsun fatmam la kasımım burnumda tütüyorsunuz bir sarılsam kokunuzu koklalasam ciğerparelerim.birtanecik vuralımızın yavruları.güççük vural ılşıl selam gönderiyor